|
| GÖLE İLÇE TARİHİ | | Göle ilçesi Yiğitkonağı (Türkeşen) boğazından geçmeden birleşen Kür ırmağının beş kolundan dört kolunun yayıldığı geniş bir düzlükte yer alır. Bugünkü ilçenin kuzey tarafında bulunan düzlük alanlar göl halinde idi. Suların çekilmesiyle yerini düzlük ve çayırlıklar almıştır. Bundan dolayı adına GÖLE denmiştir. | | | | Göle ilçesi 646 yılında Cizye'ye bağlanmıştır. 1939 yılında Cengizlilere geçmiş daha sonraları 1414 yıllarında Kars Akkoyunluların işgalinde kalmış , 1457'de Uzun Hasan Oltu, Göle, Ardahan üzerinden Tiflis'e akın ederken tabi kıldığı Atabekleri Gürcistan kralına karşı koruyup Gürcistan'a bağlanmaktan kurtarmıştır. Osmanlılar Ardanuç ile birlikte Göle ve Ardahan bölgesini alarak küçük Ardahan Sancağı adı ile Göle'yi Erzurum'a bağlamışlardır. 1579'da yeniden Kars eyaletine bağlanmıştır. | | | | 1828 tarihinden sonra Rus işgaline uğramış bu işgalden can ve mal bakımından ağır kayıplar vermiştir. Ardahan, Çıldır Sancakları ile irtibatı kesilmiş bu kezde Oltu eyaletine bağlanmıştır. Daha sonra Otlu eyaletinden alınıp Ardahan'a nahiye olarak devredilmiştir. Merdinik köyü ve nahiyesi adıyla bilinen Göle onuncu ordu gelinceye kadar Rus işgalinde kalmıştır. | | | | Onuncu ordu kısa bir zaman süre birliklerini geri çekince bu boşluktan yararlanan Rus birlikleri özellikle Ermeniler 1915 yılının Ocak ayında Göle'yi köyleriyle birlikte işgal etmiştir. İlçe 30 Eylül 1920'de Oltu üzerinden gelen ordularımızın tarafından kesin olarak kurtarıldı. Bu tarihten 1992 yılına kadar Kars iline bağlı bir ilçe olan Göle, 1992 yılında Ardahan iline bağlanmıştır. | Göle Tarihi'ne biraz daha detaylı incelemek gerekirse,Tarihi olayları Kuzey Doğu Anadolu yöresine göre ele alırsak, yörenin tarihi yapısı »MÖ3000’li yıllarda bazı yerleşim alanları olduğu belirlenmesine karşın, bunların kimliğine ilişkin bir bilgiye ulaşılamamıştır. Bazı bulgulara dayanılarak Kars, Çıldır yöresinde MÖ10000-8000 yıllara denk düşen Cilalı Taş Devrinde insanların yaşaması«1 Göle’nin de aynı dönemde yerleşim yeri olabileceğini gündeme getirir. »Ancak MÖ 4000-3000 yıllarına ait olduğu saptanan bakır baltalar ve MÖ 3000-2000yıllarına ait olduğu saptanan tunç baltalar ve başka bazı aletlerden yola çıkılarak bu dönemlerde, yani günümüz itibariyle yaklaşık 5000-6000 yıllık bir geçmişi olduğu düşüncesi ağırlık kazanmaktadır. 1930 yılında Şavşat’ın Merya köyü ile 1955 yılında Yusufeli’nin Niğzivan köyünde bulunan bazı baltaların, 1936 yılında Posof’taki Mere Kalesinde bulunan Hurrilerden kalma baltalarla aynı döneme ait olduğu saptanmıştır. Buna bağlı olarak da, bu bölgeye saptanabilen ilk olarak gelip yerleşenlerin (MÖ 2000’ler) Orta Asya kökenli Hurriler olduğu anlaşılmaktadır. Daha sonra yörede bulunan yazılı belge, Çıldır Gölünün güneybatısındaki Taşköprü Köyü yakınındaki kayalıktır. Urartu kralı 2. Serdur’un »MÖ 753-735« yıllarında kazdırdığı fetih yazısıdır. Bu yöreye Türk boyları ilk kez, Kıpçakların atası sayılan, Kimmerlerin (MÖ 720) gelmesiyle başlamıştır. Daha sonraları (MÖ 680) yılında İskitlerin geldiği görülüyor. MS628 yılında Hazar Türklerinin bir kolu sayılan, Ardahan adına da kaynaklık eden Arda Türkleri yöreye gelmeye başlamıştır. 3. ve 4. yüzyıllarda yörede Hıristiyanlık yayılmaya başladı. 415 yılında ise Bizans egemenliği kuruldu. Halife Osman döneminde (646) ise Arap İslam egemenliğine girdi. Bütün bu yüz yıl boyunca İslam güçleriyle Bizans arasında sürekli el değiştiren bu yöre 1068 yılında Selçuklu egemenliğine geçti. Bir süre sonra, kısa bir süre Gürcülerin denetimine alındı. Ancak bu uzun sürmeyerek yeniden Selçuklu denetimine girdi.2 13. yüzyılda Moğol ve İlhanlı egemenliği görülürken yöre, daha sonra Cengizlilerin elinde kaldı. Bu, 1414 yıllarında olsa gerekir. Kars ile birlikte Akkoyunluların işgaline uğradıktan sonra ilçede adı bilinen AtabeklerAkkoyunluların emrinde kaldı. Daha sonra, Karakoyunluların emrinde kalan yöre,Şehzade Selim’in (1. Selim) Trabzon sancakbeyi olduğu dönemde (1481-1512) Osmanlılara bağlandı. Yöre Bu dönemde, Birkaç kez Safevi, birkaç kere de Gürcü denetiminde kaldı. 1551 yılında Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa tarafından kesin olarak Osmanlı topraklarına katıldı. Göle 1579’da Kars eyaletine bağladı. O dönemi anlatan kaynaklar ilçede han, hamam, cami gibi yapılardan söz ederken. Çarşısının olmadığını belirtirler. 1830 yılında ise, Çıldır sancağına, 1866’da yine nahiye olarak Ardahan kazasına bağlanmıştır. 1878 tarihinde Rus işgaline uğramış. Merdinik Köyü olarak bilinen bu nahiye, yani Göle, 10. Ordu gelinceye kadar Rus işgalinde kalmıştır. 10. Ordunun gelmesi ve daha sonra geri çekilmesini fırsat bilen Rus birlikleri Ermenilerle birlikte 1915 yılının ocak ayında Göle’yi ve köylerini işgal etmişlerdir. Daha sonra geri dönen 10. Orduya teslim edilmiştir. 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Antlaşmasıyla Göle yeniden kendi kaderine bırakıldı. 30 eylül 1920'de Oltu üzerinden gelen ordularımız tarafından kesin olarak Türkiye topraklarına katıldı. 30 Eylül her yıl Göle’nin kurtuluş bayramı olarak kutlanmaktadır. Bunca el değiştiren Göle 1926’da Kars'a bağlı bir belediye olarak haritalara yazıldı. 27Mayıs 1992 tarihinde, 3806 sayılı yasa ile, Göle ilçesi yeniden Kars ilinden alınarak Ardahan’a bağlandı.
Bu Haber 371 Kişi Tarafından Okundu.
|