MÜLKÜN TEMELİ
“Adalet mülkün temelidir”
Ya da,
“Mülkün temeli adalettir”
Temel olan ne?
Adalet.
Neyin temeli?
Mülkün…
Öyleyse, mülkün varlığı için adalet şarttır. Mülkün devamı için adalet kaçınılmazdır.
Esas unsur nedir?
Mülk…
Onu ayakta tutan nedir?
Adalet.
Hani bir zamanlar çok tartışılmış ya:
“Sanat, sanat için mi?”
“Sanat, toplum için mi?”
Adalet ne için:
Mülk için…
Adalet ne için:
Varlık için…
Neyin varlığı?
Mülkün…
Kimin mülkü?
Sahip olanın; sahiplenenin; sahip olmasını bilenin….
Sahiplenemeyenler sistemin neresinde, sahi?
Toplumun çeşitli katmanları var ya, mülk sahipleri dışında:
Mülksüzler, çulsuzlar, pulsuzlar….
Bunlar için adalet nerede?
Mülk varsa adalet vardır; mülk yoksa adalet...?
***
Bir çok uzman kişi araştırır, takip eder, tespit eder; sonuçları ilgili mercie intikal ettirir.
Bu ilgili merci, günlerce, aylarca uğraşır, çalışır; sıra sıra belgeler; üstü üste dosyalar; yüzlerce sayfa iddianameler hazırlar.
O da intikal ettirir bir sonraki merciye…
Onlar yargılar; üç-beş-onbeş kişilik gruplar halinde tutuklamalara karar verir.
İzleyenler konuşur sürekli;
“Suçları ne, aylarca suçsuz yere yatıyorlar”
“Yargısız infaz yapılıyor”
Tabii ki insanlar söylenir, niye söylenmesinler ki?
Daha ne olup bittiği, nerede kaldığı anlaşılmazken, diğer birileri karar çıkarır:
“Haklarında kuvvetli suç şüphesi gösteren olguların bulunmadığı” gerekçesi ortaya atılır.
Sonuç:
“Tahliyelerine…”
Diğerleri gelir;
“Bu bir keyfi karardır” der.
Sonuç:
“Tutuklanmalarına…”
Hangisi doğru?
Suçlu bulduğu için tutuklanmalarına karar verenler mi…
Suç şüphesi olmadığı gerekçesiyle tahliye eden mi…
Bunu kim ortaya çıkaracak, kim yargılayacak?
***
Şu sonuçla nokta koyup, yorumu sizlere bırakalım:
Mülk, iki el-iki cep-bir kasa;
Adalet, iki dudak-iki kelam-bir dosya…