Küreselleşen Dünyada Örgütlü Güç
Sivil toplum, örgütlü toplum kavramları hep seslendirilir medyada. Tabii ki bu arada
akla gelen genellikle dernekler, vakıflar, sendikalar vb.dir. Sivil toplum denince belirli bir
amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelen insanların oluşturduğu örgütlü yapı gelir. Ancak,
bu örgütlü yapının sağlıklı kurulup, işlemesi, toplumsal değerlerimizle bu ilişkinin
sürdürülmesinde birçok sorunlu alan ortaya çıktığından beklentiler çoğu kez gerçekleşmez
ya da yetersiz kalır.
Çağımızın en önemli gerçeği bilişimdir. Elektronik haberleşme sistemleri ile artık
dünyanın dört bir yanında bilgi paylaşılmakta, otoriter, totaliter yönetimlerin, düşüncelerin
destek bulma imkânı, sürdürülebilme şansı -çok geri kalmış kabile yapıları hariç –
bulunmamaktadır. Bir anda internette örgütlenen insanlar, belli konularda platform
oluşturabilmekte, bunu Mısır olaylarında olduğu gibi siyasi güce dönüştürebilmektedir.
Artık gelecek yüzyılın söz sahibi, kamuoyunu oluşturan, yöneten, etkileyen merkezler
olacaktır. Ancak, dar ve yasal anlamda dernek, vakıf, platform, sendika vb. örgütlenmelerin
ağırlığı ve etkisi gelişerek süreceğe benziyor.
Bir hemşehri derneğinin üyeleri arasındaki “memleket“ duygusunu yaşatması, bir okul
mezunları derneğinin üyeleri arasındaki öğrencilik bağını canlı tutması, bir sendikanın
üyelerinin sosyal ve ekonomik çıkarlarını korumaları aslında demokrasinin işlemesinin de ön
şartıdır. Toplum kesimlerinin yönetim süreçlerine katılmaları öngörülmeseydi, temel hak ve
özgürlükler insan onurunun vazgeçilmez unsuru olmasaydı, kısaca “insan”ın merkez
alınmadığı bir yaklaşım devam etseydi, bu gün dünya ülkelerinin yine krallar tarafından
yönetildiğine tanıklık edecektik. Ama çok yaygın bir medyatik söz var artık. Everythink
changing .(Her şey değişmekte.)
Bir düşünce, artık örgütlenebildiği ölçüde değer bulabilmektedir.T.Özal’lı yıllarda
enformasyon toplumu ile ifade ediliyordu gelişmeler.Artık, bilişim,iletişim son gelişmeleri ifade
ediyor.Arkadaşımın Görüntülü telefon görüşmesinde annesinin sevincini nasıl anlatabilirim ki..
Güzel de..bu iletişim, bu etkileşim her zaman toplumun yararına, erdemli bir çizgide
sürdürülebilir mi?Ancak, yanlış yönelimler, amacından sapan yapılanmalar olmuyor mu?
Tabii ki oluyor ve olacak ta. Ancak, bu konularda toplumsal kodlarımızı gözden geçirirsek,
değerler sistemimizi öncelersek internet kullanıcılarımız yıkıcı, kırıcı, sosyal barışa zarar
verici, ahlâk dışı, insanlık dışı yönelimlere prim vermeyeceklerdir. Bunu biraz gelin açalım.
Bizim inanç sistemimiz, çevremize karşı ilgiyi ve sorumluluğu öngörür. yakın komşu,
uzak komşu hakkı, yolcu hakkı, misafir hakkı, ana-baba ve çocuk hakkını gözetmeyi
öngören, hatta göç yolunda hastalanıp yaralanan leylekler için bile vakıf kuran bir kültürün
mirasçılarıyız.
İnanç ve kültür eksenimizi özümsediğimizde, hatta çağdaş dünyanın değerlerini de
dikkate aldığımızda internetin ve örgütlenmenin öne çıktığı süreci başarıyla götüreceğimiz
söyleyebiliriz. Kısaca, kültür düzeyi, bilişim problemlerinin panzehiridir. Bu yarışta, yine
kazanan kültür olacaktır.
İnternetin bu gücü çok önemli de olsa Dernek faaliyetlerine alternatif olamaz. Çünkü ,
dernekler genellikle birbirini tanıyan insanların örgütü olduğundan ve iletişim yüzyüze
gerçekleştiğinden toplumun dinamiklerini harekete geçirme yönüyle toplumsal örgütlenme
içindeki gücünü koruyor:Sosyolog Berkeley’in; “örgütlü olanlar,örgütsüz kitlelere galebe
çalarlar” sözü uyarınca Dernekleşme iyilikte yarış, yoksula ve kimsesize ulaştırılan bir lokma
ekmek, bir yudum su, yetimin, mazlumun gözyaşını silen, başını okşayan el oldukça
vazgeçilemeyecek yapılar olarak gelecekte de toplumsal yapımızda çok önemli roller
üstlenecektir.
Kazım KARABACAK
Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürü
(Göle Derneği Bşk.)