KÜRESELLEŞEN DÜNYADA ÖRGÜTLÜ GÜÇ
26 Ağustos 2011 / Cuma
Kazım KARABACAK

Küreselleşen Dünyada Örgütlü Güç Sivil toplum, örgütlü toplum kavramları hep seslendirilir medyada. Tabii ki bu arada akla gelen genellikle dernekler, vakıflar, sendikalar vb.dir. Sivil toplum denince belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelen insanların oluşturduğu örgütlü yapı gelir. Ancak, bu örgütlü yapının sağlıklı kurulup, işlemesi, toplumsal değerlerimizle bu ilişkinin sürdürülmesinde birçok sorunlu alan ortaya çıktığından beklentiler çoğu kez gerçekleşmez ya da yetersiz kalır. Çağımızın en önemli gerçeği bilişimdir. Elektronik haberleşme sistemleri ile artık dünyanın dört bir yanında bilgi paylaşılmakta, otoriter, totaliter yönetimlerin, düşüncelerin destek bulma imkânı, sürdürülebilme şansı -çok geri kalmış kabile yapıları hariç – bulunmamaktadır. Bir anda internette örgütlenen insanlar, belli konularda platform oluşturabilmekte, bunu Mısır olaylarında olduğu gibi siyasi güce dönüştürebilmektedir. Artık gelecek yüzyılın söz sahibi, kamuoyunu oluşturan, yöneten, etkileyen merkezler olacaktır. Ancak, dar ve yasal anlamda dernek, vakıf, platform, sendika vb. örgütlenmelerin ağırlığı ve etkisi gelişerek süreceğe benziyor. Bir hemşehri derneğinin üyeleri arasındaki “memleket“ duygusunu yaşatması, bir okul mezunları derneğinin üyeleri arasındaki öğrencilik bağını canlı tutması, bir sendikanın üyelerinin sosyal ve ekonomik çıkarlarını korumaları aslında demokrasinin işlemesinin de ön şartıdır. Toplum kesimlerinin yönetim süreçlerine katılmaları öngörülmeseydi, temel hak ve özgürlükler insan onurunun vazgeçilmez unsuru olmasaydı, kısaca “insan”ın merkez alınmadığı bir yaklaşım devam etseydi, bu gün dünya ülkelerinin yine krallar tarafından yönetildiğine tanıklık edecektik. Ama çok yaygın bir medyatik söz var artık. Everythink changing .(Her şey değişmekte.) Bir düşünce, artık örgütlenebildiği ölçüde değer bulabilmektedir.T.Özal’lı yıllarda enformasyon toplumu ile ifade ediliyordu gelişmeler.Artık, bilişim,iletişim son gelişmeleri ifade ediyor.Arkadaşımın Görüntülü telefon görüşmesinde annesinin sevincini nasıl anlatabilirim ki.. Güzel de..bu iletişim, bu etkileşim her zaman toplumun yararına, erdemli bir çizgide sürdürülebilir mi?Ancak, yanlış yönelimler, amacından sapan yapılanmalar olmuyor mu? Tabii ki oluyor ve olacak ta. Ancak, bu konularda toplumsal kodlarımızı gözden geçirirsek, değerler sistemimizi öncelersek internet kullanıcılarımız yıkıcı, kırıcı, sosyal barışa zarar verici, ahlâk dışı, insanlık dışı yönelimlere prim vermeyeceklerdir. Bunu biraz gelin açalım. Bizim inanç sistemimiz, çevremize karşı ilgiyi ve sorumluluğu öngörür. yakın komşu, uzak komşu hakkı, yolcu hakkı, misafir hakkı, ana-baba ve çocuk hakkını gözetmeyi öngören, hatta göç yolunda hastalanıp yaralanan leylekler için bile vakıf kuran bir kültürün mirasçılarıyız. İnanç ve kültür eksenimizi özümsediğimizde, hatta çağdaş dünyanın değerlerini de dikkate aldığımızda internetin ve örgütlenmenin öne çıktığı süreci başarıyla götüreceğimiz söyleyebiliriz. Kısaca, kültür düzeyi, bilişim problemlerinin panzehiridir. Bu yarışta, yine kazanan kültür olacaktır. İnternetin bu gücü çok önemli de olsa Dernek faaliyetlerine alternatif olamaz. Çünkü , dernekler genellikle birbirini tanıyan insanların örgütü olduğundan ve iletişim yüzyüze gerçekleştiğinden toplumun dinamiklerini harekete geçirme yönüyle toplumsal örgütlenme içindeki gücünü koruyor:Sosyolog Berkeley’in; “örgütlü olanlar,örgütsüz kitlelere galebe çalarlar” sözü uyarınca Dernekleşme iyilikte yarış, yoksula ve kimsesize ulaştırılan bir lokma ekmek, bir yudum su, yetimin, mazlumun gözyaşını silen, başını okşayan el oldukça vazgeçilemeyecek yapılar olarak gelecekte de toplumsal yapımızda çok önemli roller üstlenecektir.

Kazım KARABACAK

Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürü (Göle Derneği Bşk.)



YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.