Alaaddin SARITAÇ
YOLSUZLUĞUN YOLLARI !
Herkesin telafuz ettiği; yapanlarınise ağzından düşürmediği bir kavram
Zamanı, mekanı ve sahibi belliolmayan bir olay…
Bir olumsuzluk ekiyle kök kelimeyibaşkalaştırmış bir hal…
Oysa ki hepimizin, her zamankullandığımız güzergah. Karada, denizde, havada; daha da ötesi geleceğin güzergahı uzayda…
Olmazsa olmazlardan olan yol kelimesi..
Ne var ki, şu “…suzluk”ekiyle tiksindirici ve ürkütücü bir hal almış:
“Yolsuzluk”
Tıpkı “densizlik”, “çapsızlık”,“kişiliksizlik”,“vicdansızlık”,“soysuzluk” gibi.
Hak edilmeyeni sahiplenme girişimi.Varlığa varlık ekleme hırsı. Üretmeden zenginleşme; emek vermeden kazanma yolu…
Kimileri eline yüzüne bulaştırır.Sonunda “fazla etik değil” der, kendi kendini aklarcasına.
İstifa edip onurlarınıkurtardıklarını zennedenler de var. Bu kadar kolay kurtarılacak onur ne işeyarayacaksa.
Hafife alanlar da yok değil hani…“küçücük”, “minicik” “ufacık”
Sonuna kadar koşanların sayısı yayok, ya çok az. Zaten bu işin sonu da yok. Ama yine de yol bulmuşken, yola devam; durmak yok hesabı ilerlemeyeçalışanlar da olur.
Bazıları başlarken sıkıntı çeker;devam ettirirken dara düşer.
Bunlara da bir yol göstermeli.Bunların izinde yürüyecek nesiller için de bir öğreti geliştirilmeli !
Mesela bir tez konusu yapılabilir:
“Yolsuzluğun yolları” yada “Yolsuzluğunyollarını bulma yolları”
Başlangıç ikincisinden yapılır:
Önce ucundan kıyısından politikayagirmek gerek. Her kulvarda. Öyle prensip mrensip deyipte bir yere saplanmayacaksın.Bugünün yarını da var.
Yavaş yavaş adamlarını seçeceksin:
Bu işe meyilli olanlar, az meyilliolanlar; şaklabanlığı şiar edinenler; sık sık tüyü bitmemiş yetim hakkındanbahsedenler; biz adam olamayız diyenler; söz çalışmadan, kalkınmadan açılıncabıyık altından kıs kıs gülenler; her yerde boy gösterip ön plana çıkmayaçalışanlar; eli işte gözü oynaşta olanlar; zamanının yarısını telefongörüşmesiyle geçirenler; sürekli şikayetçi olanlar; namus ve vicdankelimelerini dilinden düşürmeyenler; durumdan vazife çıkaranlar…
İkinci aşamada, yolların geçtiğinoktaları bilmek gerek.
İhaleler…
İmar planları….
Banka kredileri…
İş taahhütleri…
Bunları tek tek açıp masayayatırınca çok geniş ve çok çeşitli rant kapıları çıkar karşınıza…
İşin üçüncü aşamasında, bir veikinci kategorileri eşleştirmeye gelir sıra.
Kim nerede duruyor, kim hangisineuygun…
Acele edilmemeli; her işin birzamanı, bir dönemi vardır.
Herkesin rehavete girdiği bir dönem,
İnsanların kendi derdine düştüğübir an,
Dikkatlerin sadece bir noktaya, birkonuya, bir “Hadise”ye yoğunlaştığı zaman,
Ekonomik kriz, diplomatik skandal,siyasi kargaşa, terörist saldırı…
Bu an ve zamanlar, yolunu bulmayaçalışan yolsuzlar için bulunmaz fırsatlardır.
Hele bir de seçim öncesi birdönemdeyseniz,
Ya da,
Zaferle çıkmışsanız bir seçimyarışında..
Artık kimse görmez sizi, kimse farketmez tavrınızı, kimse kesmez yolunuzu…
Yüklenirsiniz kamuya, kamuteşebbüslerine… İlk durağınız buralar olur. Yeterince zayıfladığını görünce,her seferinde eleştirirsiniz; hantallığından, zararlarından bahsedersiniz. Sıksık bunların elden çıkması gerektiğini söylersiniz. Vatandaşı bunainandırdığınız an, önünüze daha geniş bir yol çıkar. Bu sefer zarar ettiğini söylediğinizbu teşebbüsleri, “vatandaş yararına” kurtarmak için satın almaya kalkışırsınız.Zaten muhammen bedelini önceki operasyonlarınızla düşürmüştünüz. İhaleyiyükseltseniz de gam değil.
Gün gelir de birileri üç beş dosyaile karşınıza çıkarsa şayet, merak etmeyin uzun sürmez o kavga, onların davardır söylenecek halleri. Bulursunuz siz de üç beş dosya; size de getiren olurbir iki kaset…
Belin altına üstüne bakmadanvurursunuz her taraftan…
Zaten kılıfını hazırlamıştınız,minareyi çalmazdan önce. İmamı, muhtarı, ihtiyar heyetini görmüş olmalısınızbir şekilde! Onlar da belki yolunu arayanlardandır. Olursunuz yoldaş,yürürsünüz beraber o yolları…